Son Gülen İyi Güler – 1
Yeni tarih öğretmeni ve aynı zamanda sınıf öğretmenleri olan Yahya hoca enteresan bir adamdı. Ders kitabında olmayan şeyler anlatıyordu. Bu durum Vecihi’nin dikkatini çekse de aklı…
Yeni tarih öğretmeni ve aynı zamanda sınıf öğretmenleri olan Yahya hoca enteresan bir adamdı. Ders kitabında olmayan şeyler anlatıyordu. Bu durum Vecihi’nin dikkatini çekse de aklı başka yerdeydi. Eren’e baktı. Sırasının altındaki masa tenisi raketini sıkıca kavramış bir şekilde pür dikkat dersi dinliyordu. Nereden çıkmıştı bu Eren de şimdi? Ailesi ne diye bırakıp gelmişti Amerika’yı? Rüveyda’ya baktı. Eren’e bakıyordu…
Her şey üst üste gelmişti. Vecihi gençlik sancıları çekiyordu. Öyle bir hale gelmişti ki isminden bile utanıyordu. Bu utancından dolayı arkadaşlarına göbek adı olduğunu söylediği Devran ismini kullanıyordu. Rüveyda da garip bir isimdi ama Rüveyda güzeldi. Eren ise Amerika’dan gelmişti ve bu onun bütün dikkatleri üzerine çekmesi için yeterliydi. Bu da yetmiyormuş gibi Vecihi’nin tek tesellisi olan masa tenisindeki okul birinciliğini elinden almıştı. Final maçında son sayıyı alırken yaşananları ise bir türlü kendisine yediremiyordu. Top masada Vecihi’nin alanının sol tarafından yavaşça sekerek sayı olurken Vecihi masanın sağında apalıyordu. Ve Eren’in aldığı her sayıdan sonra baktığı yere bakmıştı. Rüveyda neşeyle zıplarken bağırarak yanındakine Vecihi’nin aklında türlü şekillere giren o sözleri söylemişti: “Gördün mü?”
Bütün okul görmese bile duymuştu. Eren son sayıyı topa raketin sapıyla vurarak yapmıştı. Herkes duysa ne yazar? Rüveyda görmekle kalmamış yanındakinin de görmesini istemişti. Vecihi apalarken kendisini yere salıvermiş, bütün seyirciler Djokovic'i tahtından eden Alcaraz’ın çevresinde halkalanmıştı. Vecihi o günden sonra ne Wimbledon’ı takip etmiş ne de çantasına koyduğu raketine dokunmuştu. İçine düştüğü durum kendisine çok dokunmuştu öyle ki ne raketini kırıp atabilmiş ne de çıkarıp eve koyabilmişti. Sıkışıp kalmıştı.