Fikirde Takva — Tayfa Sohbetleri
TAYFA SOHBETLERİ
Saadeddin Ustaosmanoğlu: Bu bahis çerçevesinde dört tane soru sormuşsunuz. Soru bir: “Tasavvufun yerini göstermek ihtiyacının doğuşu ve bunun yapılış şekli?” İkinci soru: “Takvanın, fikrin hayat süresi üzerindeki yeri nedir? Klasikler dediğimiz eserlerin, hem hak hem batıl tarafta yüzyıllar boyunca varlığını sürdürmesinin fikirde takva ile ilgisi var mı? Varsa haktaki takva ve bâtıldaki takva nasıl anlaşılmalı?” Üçüncü soru: “Takva ve fikir deyince bunların eş anlamlıları olarak neyi koyabiliriz? Ruh ve düşünce veya istikamet ve ruh. Bununla beraber Kumandan Mirzabeyoğlu’nun ‘İş, ruhun pıhtılaşmasıdır’ deyişi var. Bu eksende fikirde takva?..” Dördüncü ve son soru: “Teoman Duralı’nın şu minvalde bir ifadesi var: ‘Şu kadar felsefe eseri yazdım hiçbir tesiri olmamıştır, olacağı da yok. Kitapları gömseydim daha iyiydi’ Diğer taraftan aynı konuşmada ‘Türkçe’yi bu memlekette en iyi bilen bir veya iki kişiden bir tanesiyim’ diyor. ‘Madem öyle niçin eserlerinin tesiri olmadı’ sorusu geliyor insanın aklına. Burada kitaplarının tesirinin olmaması fikirde takvası yoktu ile açıklanabilir mi? Türkçe’yi en iyi bilmekle fikirde takva kazanılamıyor?”
Bu sorular üzerinden mevzuyu açmaya çalışayım. O arada aklınıza gelen sorular varsa sorabilirsiniz.
Önce son sorudan başlayalım. Teoman Duralı güzel bir itirafta bulunmuş. Bunun muadili olan sözü Muhammed Hamidullah da söylüyor. “Ben Fransa’da senelerce kaldım. 12 dil bilen rasyonalist bir adamım. Bir tane Hıristiyanı Müslüman yapamadım. Ama bir sufi geliyor. Onlarca, yüzlerce adamı Müslüman ediyor, geçiyor karşıya” diyor. Üstad Necip Fazıl, Hamidullah’ı niye refüze etmişti: Kuru aklın hizmetçisi olarak felsefeye sarmış bunlar.
Konuşmamın devamında, sizin bu sorularınızın da cevaplarını içerir şekilde, bana bir hoca arkadaştan gelen soruları cevaplandırayım:
Kuru bilgi ile üst dil - üst manaya nisbeten olması gerekenler arasında ne kadar fark var… Bu fark, fikirde takvanın temsil makamıdır. Tabii ulema taifesi arasında bu makamın çokça hissedilir hale getirebilebilmesi için altyapısını kurmak zorunluluğu var. Asrın diyalektiğini temsil makamında olanların mecbur olduğu şey budur.
Tasavvuf ehli hadisçi bir hoca efendi, hadisçilerin tasavvufçuları tenkit ettiğini, tenkit ederken de neler söylediklerini özet olarak yazmış. Diyor ki “Fıkıh, Kur’an ve Sünnet’i işleyenlerin ünsiyetiyle; kelâm, hâkeza hadis, başlı başına öyle… Ama tasavvuf, ilimle amel eden, onu içselleştiren fakat ünsiyet kuramayan olarak nitelendiriliyor.” Tenkitlerin de böyle diyorlarmış. Yani fıkıh, Kur’an ve Sünnet’i işleyenlerin ünsiyetiyle oluyor. Kur’an ve Sünnet’e ünsiyeti olduğu için adam, fıkıhçı oluyor. Kelam ve hadis de böyle imiş. Tasavvufçularda ise böyle bir şey yok diyorlarmış. Bunlar, akıl zaviyesinden hadiseye bakanlar, tasavvuf ehlini böyle tenkit ediyorlar.
Burada meselemiz fikirde takva. Tasavvufsuz fikirde takva ise olmaz. Çünkü fikirde takva dediğimiz şey, üst dil - üst manayı gerektiren bir hâle tekabül ediyor. Eğer o hâl ile nasiplenmemişse bir insan, kendi fikrinde takva görmesinin pek bir âlemi yok. Mesela Fahreddin Râzî Hazretleri fikirde takvayı temsil etmiyor, fikri temsil ediyor. Ama muazzam bir fikir; bu ayrı bir olay. Tasavvufu da reddetmiyor fakat fikirde takvayı temsil eden Muhiddîn-i Arabî Hazretleri’nin ihtarına muhatap oluyor: “Fikir, bir yerde durur. Çünkü akla bağlıdır. Fakat aklı aşmanın metodu vardır. Bu metoda ne zaman döneceksin” diyor İbnü’l Arabî Hazretleri. Yani “Fikirde takvaya ne zaman döneceksin?” “Fikrin zirvesindesin, tamam, anlıyorum onu” diyor.
Burada hadisçilerin de tasavvufçuları tenkidi: “Siz amel kısmında idiniz.” Yani amelle uğraşıyorsunuz; teheccüd namazı, zikir, oruç vs. “Dolayısıyla bilgi sizin işiniz değil!” Doğru söylüyor ama eksik söylüyor: Tasavvufçunun işi kuru bilgi değil. Tasavvufa girdin mi, kuru bilgiden kurtuluyorsun.
Bu yazının yalnızca küçük bir bölümünü okuyorsunuz. Yazının tamamını okumak için Ark Dergisi'ne abone olmanız gerekmektedir.
Yazının tamamını okumak için abone olun
Bu yazının yalnızca bir bölümünü görüyorsunuz. Ark Dergisi aboneleri tüm yazıların, dergilerin ve kitapların tamamına sınırsız erişir.