Cinnetin Postmodern Hâli
Her kafadan bir ses çıkıyor. Değerlere sarılıyorlar. Kahrediyorlar ve bolca kınıyorlar. Adalete olan inançlarını dile getiriyorlar sürekli. Sallandırılmalı katiller diyorlar. İdam…
Her kafadan bir ses çıkıyor. Değerlere sarılıyorlar. Kahrediyorlar ve bolca kınıyorlar. Adalete olan inançlarını dile getiriyorlar sürekli. Sallandırılmalı katiller diyorlar. İdam yasası için imza topluyor halkın içinden olanlar. Şikayetler bir havuza akıyor. Birikiyor, birikiyor ama bir türlü su yolunu bulmuyor. Hiçbir şey bir krize dönüşmüyor. Haddi aşan kimse yok bugünün Türkiye’sinde ve parçası olduğu dünyada. Hadlerin aşıldığından bahsetmek için bir sınır, çevrili bir alan, toplumsal kabulü ve fiilî yaptırımı mümkün olan kaynak değerlerden bahsetmek gerekir zira. Kaynak söz konusu bile değil zaten. Kaynamayan bir pınar yoksa, oradan akacak berrak bir su yatağı da yoktur. Değerler ve bu değerlere yönelik çığlıklar da havaya karışıyor. Gürültü yok artık. Zira gürültü ancak sükûnet anına muhatap olan insanlar için bir anlam ifade eder. Her yer gürültülü olunca, sükûnetin sesini kimse özlemez olur. Gürültü – sükûnet ayrımı yoksa, hisler felce uğramış demektir.
Tahassüs [hislenme] melekelerinin yitirildiği bir toplum ise, insanlığını hatırlamaktan bile yoksun hâle gelmiş bir toplumdur. Zira akıl ilk elden kâr-zarar hesabını güderken, vicdanın kaynağı olan havas [hisler], bir müzekkire [hatırlatma] olarak dayatır kendini. Hatırlama faaliyeti geçmişten gelir. Geçmişini kendi(liği)nden bilmeyenlerin evveli ise çoktan parçalanıvermiştir. Batı düşüncesinin alâmet-i fârikalarından biri de parçalama faaliyetidir. Tanrı fikri parçalanır, ortaya teslis çıkar. Hristiyan mezhepler parçalıdır. Tarih parçalanmış ve ileri – geri tekerlemesiyle “kazançlı” çıkılmıştır. Topraklar parçalanır, sömürge bu yolla kolaylaştırılır. Hegel’in tarihi iç ve dış olarak çevrelemesi, dışarıda bıraktıklarını tarihsiz kılmakla başarıya ulaşmıştır. Ve hafıza parçalanır. Oryantalizmi bir hafıza ihtilali olarak okumak gerekir.
Bu yazının yalnızca küçük bir bölümünü okuyorsunuz. Yazının tamamını okumak için Ark Dergisi'ne abone olmanız gerekmektedir.
Yazının tamamını okumak için abone olun
Bu yazının yalnızca bir bölümünü görüyorsunuz. Ark Dergisi aboneleri tüm yazıların, dergilerin ve kitapların tamamına sınırsız erişir.