Büyük Doğu’da Mimarlık ve Plastik Sanatlar
BÜYÜK DOĞU’DA MİMARLIK VE PLASTİK SANATLAR
BÜYÜK DOĞU’DA MİMARLIK VE PLASTİK SANATLAR
Büyük Doğu’nun mimarlık ve sanatta başa aldığı kavram “şahsiyet”tir. İster Büyük Doğu dergilerinde ister Üstad Necip Fazıl’ın eserlerinde iyinin, doğrunun ve güzelin olmazsa olmaz şartı olarak hep şahsiyet dile getirilmiştir. Bir dünya görüşü olarak Büyük Doğu’nun 9 temel prensibinden bir tanesi de “şahsiyetçilik”tir. Bu temel prensibe göre bir cemiyette temsil hakkı, en üstün şahsiyetlerindir. Onlar fikirde, sanatta, ilimde, siyasette, idarede yani yapıcı ve kurucu insanî verim şubelerinin hepsinde tek sıra haline geçmiş insanlık arasında en uzun boylulardır. Fakat bu uzun boylular ne yalnızca teknikte, ne yalnızca ilimde ne de yalnızca hikmette uzun boyludurlar. Onlar bütün bu şubelerin her birinde tek tek ve aynı zamanda şahsiyet belirtirler. Bu da Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin belirttiği şu hikmete karşılık gelmektedir: “Hocalar üç kısımdır: Akıl sahibi, ilim sahibi, din sahibi… Bu üç sınıfı haiz olana ‘din alimi’ denir. Bu sıfatlardan birisi dahi noksan olanın sözüne tam itimat olmaz. Din âliminin Şer’-i Şerîf’in sekiz ilminde mahir olması lâzımdır. Ben kendi vaktinde böyleydim.” Üstad Necip Fazıl da “üstün şahsiyet” olan Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni biricik hakimiyet makamı, Allah’ın, idrak çilesini doldurmaya ve ona göre hayat çatıları kurmaya memur ettiği üstün kul ve biricik hikmet ve imtiyaz sahibi, idrak ıstırabının kahramanı olarak görmüştür. Üstün şahsiyetler Büyük Doğu ideolocyasında şu şekilde konumlandırılmıştır: “Dünya fikir tarihi boyunca çile doldurmuş her soylu kafa, bir bedahet kolaylık ve zerafetiyle hemen kestirir ki, cemiyet için bellibaşlı bir sınıfa istinat etmeyen hiçbir fikir sisteminin mimari temeli atılamaz. Öyleyse bizim sınıfımız, o cemiyet içinde, bir bahçenin ağaçları gibi, en olgun ve örnekli ruh ve kafa yemişiyle yüklü, üstün şahsiyetler manzumesi”dir.
Bu yazının yalnızca küçük bir bölümünü okuyorsunuz. Yazının tamamını okumak için Ark Dergisi'ne abone olmanız gerekmektedir.
Yazının tamamını okumak için abone olun
Bu yazının yalnızca bir bölümünü görüyorsunuz. Ark Dergisi aboneleri tüm yazıların, dergilerin ve kitapların tamamına sınırsız erişir.