Yürüyüşümüz devam ediyor… “Furkan”, “Ruhul Furkan” ve “Yeni Furkan” olarak devam ettiğimiz Furkan yürüyüşümüz, 2025 itibariyle Ark patenti ile devam edecek inşaAllah.Furkan yürüyüşümüzün son adımlarını “Denizler durulmaz dalgalanmadan” veciz ifâdeleriyle sonlandırmıştık. Bu ifâde bir hâl’in gereği olarak dilimize pelesenk olmuş, biz de teberrük bâbında bu dövizi Furkan isminin alt başlığı olarak kullanmıştık.Şimdi Ark… Alt başlığı …
Yürüyüşümüz devam ediyor… “Furkan”, “Ruhul Furkan” ve “Yeni Furkan” olarak devam ettiğimiz Furkan yürüyüşümüz, 2025 itibariyle Ark patenti ile devam edecek inşaAllah.
Furkan yürüyüşümüzün son adımlarını “Denizler durulmaz dalgalanmadan” veciz ifâdeleriyle sonlandırmıştık. Bu ifâde bir hâl’in gereği olarak dilimize pelesenk olmuş, biz de teberrük bâbında bu dövizi Furkan isminin alt başlığı olarak kullanmıştık.
Şimdi Ark… Alt başlığı Üstad Necip Fazıl Kısakürek Hazretleri’nin Şarkımız şiirinin şu mısraı: “Her tarlayı sular arkımız bizim.” Evet, yıllar geçti. Denizler (dünya) ne fırtınalar yaşadı, ne bâdireler atlattı… İnsanlığın bir kısmı fiilen bu fırtınaları yaşarken, bir kısmı uzaktan temâşâ etti. Lâkin ister içinden, ister dışından olsun, hâdiselere şahidlik edenler, idrak konusunda maalesef büyük gaflet yaşadılar. İçinde bulunduğumuz süreç, bu gaflet döneminin devamı olmakla birlikte (cebâbire dönemi), işin sonuna da yaklaştığımız âşikârdır. Bu sebeble, “her tarlayı sulayan arkımız”dan istifade ile yeni bir hamle, yeni bir taarruz ihtiyacı duyduk. Bu ihtiyaca bütünüyle cevab vermek, elbette tek başına bizim harcımız değil. Biz bu Ark ile, eskiden beri olduğu gibi mütevazı bir katkı sunmak amacındayız. Bu konuda iddialı olmasak da, ikna edilmişler olarak değil, inanmışlar olarak yoldayız.
Furkan yürüyüşümüz boyunca da bu mütevazı çizgimizi muhafaza etmeye çalıştık ve hedefimiz tekti; gösterişten uzak, yaptığımız işleri sadece ve yalnız Allah rızasına endekslemek… Bu hedef heyecanlarımızı frenlerken, amatör ruhla profesyonel işler yapmamıza vesile oldu. Ve; yaptıklarımız hepsini denize attık; balık değil, Hâlik bilsin istedik.
Bundan böyle; içinde bulunduğumuz hızlı dönemi, her tarlayı sulayan arkımızdan istifade ile değerlendirmeye, gücümüz nisbetinde hâdiseleri yönlendirmeye çalışacağız. Bu sefer hedefimiz daha büyük olacak, zira globalleşen dünya iyice küçülüp bir köy mesabesine dönüşmüştür; bu sebeble gönüldaşlarımızla topyekûn bir taarruzun gerekliliğine iman ediyoruz. İçimizi ve dışımızı lif lif elden geçirecek, son taarruzun açacağı muhteşem fütûhât kapılarını zorlamanın ve zafere ulaşmanın arefesinde olduğumuza artık kesin iman etmiş vaziyetteyiz. Bu iman konusunda yakîn getirmiş olanlarla dünyanın seyrinin değişeceğine inandık ve inananların bulundukları yerde gerekli olanı yapacaklarına da güvenimiz tamdır. Yani bir taarruz, yeni bir şafak ve yeni bir dünya için (zaten hiç durmamıştık ama) kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Hastane odasında güçlükle ama zevkle yazdığımız bu satırlarla sizleri selamlıyor, Allah’a emanet ediyoruz.
Saadeddin Ustaosmanoğlu





